Boyama kitapları çocukların yaratıcılığını kısıtlıyor

Anne babaların, özellikle okul öncesi çocuklara en çok aldığı kitaplardan biri boyama kitapları. Oysa uzmanlar ‘boyama kitaplarının’ çocuğun yaratıcılığını sınırlandırdığını söylüyor…

“Çocuklar kalıba sokulmamalı”

Ilgın Şirin (Uzman Klinik Psikolog): Hepimiz çocuklarımızın sanat alanında gelişmesini, bu alanda yeteneği ve ilgisi varsa ilerlemesini isteriz. Onlara küçük yaşlarda boyalar, kalemler ve boyama kitapları alırız. Çünkü boyama yapmak özellikle çağımızda yaygınlaşan tablet kullanımı gibi alışkanlıkların yerine koyulabilecek aynı zamanda da gelişimi destekleyecek önemli bir etkinlik. Resim yapmanın kas becerileri, el-göz koordinasyonu, güç-kontrol becerisi, bilişsel ve görsel zihin gelişiminde etkin rol oynadığı günümüzde kanıtlanmış bir bilgi. Fakat kimi zaman bunu yaparken bir noktayı gözden kaçırabiliyoruz. Zannedilenin aksine satılan boyama kitaplarının içeriği genellikle hazır resimlerden oluşuyor, bu durum da çocuğun serbest düşünme, ifade etme ve görselleştirme becerilerini kısıtlıyor. Tıpkı dil gibi resim yapmak da bir ifade ve iletişim biçimidir. Boyama kitaplarında çocuk; ağaç, bisiklet, mantar, ev vb. şeyleri çizmeyi, aynı kalıplara sadık kalarak resmetmeyi öğreniyor. Çocuğa, kendi yorumunu katacak alan tanınmıyor. Boyama esnasında hazır olarak verilen sınır çizgileri çocuğu bu sınırları aşmadan boyamak zorunda bıraktığı için çocuğun hayal kurması ve yaratıcı düşünmesi engellenmiş oluyor.
Ceyhun Şen (Çizer): 12 yıldır çocuk kitapları resimleyen bir illüstratör ve bir çocuk babası olarak bu konu özelinde uzman görüşlerini olabildiğince takip etmeye çalışıyorum. Boyama kitaplarının yaratıcılığı kısıtladığı görüşünde olanlar ve gelişime faydalı olduğu görüşünde olanlar iki uç noktada duruyor. İki görüşün de makul argümanlarının olduğu bir gerçek. Okul öncesi çocuklarda motor gelişimi ve odaklanma konusunda faydaları var. Mevcut boyama kitaplarındaki net yönlendirme ve talimatların yaratıcılığı kısıtladığı da çok açık! Kesin sınırları belirlenmiş ve çok net talimatları olan hiçbir etkinlikte yaratıcılık kendi yolunu bulamaz. Bir çocuğa “Bu bir balık ve onu maviye boya!” derseniz çocuk mavi rengi bitmediği sürece, bu talimat içerisinde kalma eğiliminde olacaktır. Böylece pembe bir balık boyayıp balığın neden pembe olabileceğine dair bir nedensellik oluşturmasını engeller ve hayal dünyasında pembe balığın hikâyesini yazma potansiyelini elinden almış olursunuz. Ebeveynlerin kolayca ulaşabildiği boyama kitapları maalesef bu tarz kısıtlamalarla dolu.

“Sınır çizmek yaratıcılığı kısıtlıyor”

Ilgın Şirin: Gördüklerimizi algılayış biçimimiz, gerçeklik algımız yetişkinlik dönemimizde ve çocukluk dönemimizde farklıdır. Bir çocuk ağacı mora boyadığında biz yetişkinler olarak bunun pek mümkün olamayacağının bilincindeyizdir; fakat bu durum çocuklar için böyle işlemez. Bir çocuk için ağaç yeşil olabiliyorsa neden mor olamasın ki? Çocuğa bu renkte bir ağaç olamayacağını söylemek yerine yaptığı ağacın ne kadar güzel ve özel olduğunu anlatmak gerek. Hatta ona bu rengi tercih etmesinin sebebini sormak, hayalini anlatmasına imkân tanımak da çok önemli! Böylelikle çocuğun düşlemesine destek vermiş oluruz.
Ceyhun Şen: Çocuklar resim yaparken de boyama kitapları boyarken de bu şekilde ‘olmaz’lı yaklaşımları tamamen terk etmek gerekiyor. Boyama kitapları özelinde de bu kısıtlayıcı yönergeler yerine yeni bir boyama kitabı anlayışının hâkim olması gerektiğini düşünüyorum. Bence tüm bu problemi ortadan kaldırabilecek bir yaklaşım mümkün ve çözüm basit. Boyama alanlarının tamamen net sınırlarla belirlenmediği, çocuğa çıkış yollarının ayrıldığı görseller hazırlanabilir. Bununla birlikte boyama sayfalarında çocuğun hikâyeler oluşturabileceği alanlar bırakılıp zekice ve yararlı yönlendirmeler de yapılabilir. Meselâ bir köşede boyanması beklenen bir balık görseli varsa “Haydi bu balığı arkadaşlarıyla buluşturup eğlenceli bir oyun başlatalım!” gibi bir yönlendirme çocukta büyük bir yaratıcılığı tetikleyebilir. Çocuğun böyle bir senaryoda sayfadaki balığı bir astronotla ya da deniz kızıyla arkadaş yapması olasıdır. Aynı senaryoda ebeveynin “Astronot ve balık arkadaş olamaz” demesi yerine “Astronot ve balık sence nasıl arkadaş olmuşlardır?” sorusuyla çocuğun hayal gücündeki potansiyeli daha da güçlendirmesi bence en iyi yoldur.

“sınırlandırıcı resimlerden ziyade tamamlayıcı resim tercih edilebilir”

Ilgın Şirin: Onların yaratıcılıklarını geliştirmeleri için boş bir sayfaya resim yapmalarını istemek ve bunu kendi diledikleri gibi yapabileceklerini anlatmak, açık uçlu sorularla da desteklemek çocuğun bir olay zinciri oluşturmasına ve bir neden-sonuç ilişkisi kurmasına yardımcı olur. Aynı zamanda tamamlatıcı resimler yaptırmak da söz konusu çizimi kendinin yorumlamasına alan tanıyacak ve kendini ifade etme becerisi kazandıracaktır. Çocuk yarım olan görseli kendi zihninde, kendi sınırlarınca tamamlayacaktır. Ona birbirinden bağımsız nesneler ve kelimeler verip bir araya getirerek bir hikâye yaratmasını isteyebiliriz. Örneğin çocuktan daha önce hiç görmediği bir araba çizmesini ve arabaya farklı özellikler eklemesini isteyebiliriz (Dört tekerin de birbirinden farklı olması, farların tavanda olması vb.).
Ceyhun Şen: Tüm uzmanların da söylediği gibi çocuğu 0-3 yaş diliminde tüm ekranlardan (televizyon, telefon, tablet vb.) olabildiğince uzak tutmak gerekiyor. Çocuğa her seferinde oynayabileceği belli sayıda oyuncak vermenin ve gerisini hayal dünyasına bırakmanın, çocuğu yığınla oyuncakla baş başa bırakmaktan daha yararlı olduğu da ortada.

İlişkili Yazılar

spot_img

SON YAZILAR